Mermer ve granit sanayimizin sorunları
Åžubat 15, 2009
Ülkemiz mermerciliği, seksenli yıllardan sonra hızlı bir gelişme sürecine girmiştir. Bu dönemde, ocak yatırımları önemli ölçüde artmış ve işletmecilikte büyük boyutlu üretime olanak sağlayan ekipmanların kullanımına geçilmiştir. Sektördeki bu dinamizim mermer dış satımlarına da yansımış ve ihracattan sağlanan gelirlerin toplamı, ülke madencilik gelirleri arasında üçüncü sıraya yükselmiştir. Dış satım girdileri, katma değer ve iş gücü yönünden önemli bir potansiyeli oluşturan mermer sektörünün içinde bulunduğu gerçek durumu yansıtan sağlıklı sayısal verilere ulaşmak ve bu verilerden istatistiksel anlamda yararlanmak olanaklı değildir.
Bu nedenle sektörün yapısının ve gerçek durumunun saptanması için sistematik bir bilimsel çalışmanın yapılması gerekmektedir.
Bu sektörün sorunlarını beş ana başlık altında incelemek mümkündür. Bunlar;
1) Mermer rezervlerinin tam olarak belirlenememesi,
2) Eğitim sorunu ve iş gücü planlaması,
3) Modern teknoloji kullanımı, -
4) Altyapı sorunları ve devlet katkısı;
- İşletmecileri özendirecek teşvikler,
- Üreticilere destek olunmalı,
- CİF* teslimlerinde rekabete destek çıkılmalı,
- Dış rekabet sağlanmalı,
- Bürokratik engeller kaldırılmalı.
*CIF=Malm FOB Değeri (yerinde ödenen para) + Navlun + Sigorta
5) Pazarlama sorunları;
İsim birliği,
Fiyat birliÄŸi,
- Örgütlenme eksikliği,
- Kalite kontrol;
• Standart ölçülendirme kontrolü,
• Cila kontrolü,
• Sağlamlık kontrolü,
• Strüktürel kontrol,
• Renk ayrımı
- Ambalaj,
- Standardizasyon,
- Zamanlama,
- Pazarlama ve reklam,
- İşgücü titizliği.
1. Mermer rezervlerinin tam olarak belirlenememesi: Ülkemiz mermer rezervi bakımından çok zengin olmasına rağmen bugüne kadar kesin ve sağlıklı bir rezerv miktarı tespit edilememiştir. Rezerv bölümünde konu ile ilgili detay bilgi verilmiştir.
2. Eğitim sorunu ve işgücü planlaması: Mermer sanayi, Türkiye madenciliği içinde ayrı bir öneme sahiptir. Maden ihracatımızdaki payı da göz önüne alındığında bu önem daha da artmaktadır. Buna bağlı olarak bu endüstri dalında çalışan işgücünün eğitimi ve kalifiye elemanlardan oluşmasının önemi büyüktür.
Mermerin ocaktan kazanılması aşamasından yapılan en son iş olan pazarlama işlemine kadar tüm ara kademeler için, işçisinden mühendisine kadar yapılan işin bilincinde olan bir ekibin varlığı her zaman önemlidir. İşgücü titizliğinde;
- Ocaktaki üretim bozuklukları ve kayıpları,
- Kesimde blok yüzeylerinin düzgünlüğü,
- Kalınlıkların eşit olması,
- Cilalama sırasında cila taşının iz bırakmaması,
- İmalattan sonra renklerin dikkatle ayrılması,
- Homojen renklerin özenle ayrı ambalaja yerleştirilmesi gibi bir çok dikkat edilmesi
gereken unsurlar vardır.
Kalifiye eleman yetiştirilmesi için kurulan eğitim kurumlarında eğitim gören kişiler
desteklenmeli ve pratik yapma olanağına kavuşturulmalıdır.
3. Modern teknoloji kullanımı: Modern teknoloji kullanımı, günümüzde her işletme
sahibinin istediği bir olgudur. Ülkemizin modern teknolojiyi diğer ülkelerden transfer yoluyla
gerçekleştirdiği de kaçınılmaz bir gerçektir.Duruma genel ekonomik kuralları çerçevesinde
bakarsak, modern teknolojinin getirilmesi ve kullanımı ancak iki şekilde sağlanabilir. Bunlardan
birincisi öz kaynak kullanımı, diğeri ise devlet veya devlet kurumları tarafından sağlanan ucuz
kredi teşviklerdir. Mermer sektöründe çalışan firmaların çoğunluğu küçük işletmeler olduğu
için bu tür işletmelerin yıllık kar marjlarından bir kısmını teknolojiyi yenilemek için ayırması da
mümkün olamamaktadır. Devletin de bu konuda ortaya koyduğu net bir görüş ve teşvik de
olmayınca mermer sektöründe modern teknolojinin izlenmesi de gecikmektedir.
Mermercilikte ocak işletmelerinde belli başlı yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler:
1. El ile üretim yöntemi,
2. Patlayıcı maddelerle yarma yöntemi,
3. Basınçlı hava ile üretim yöntemi,
4. Delme, kamalama yöntemi,
5. Kanal açma makinaları ile üretim yöntemi,
6. Taş kesme makinaları ile üretim yöntemi,
7. Tel taş kesme makinaları ile üretim yöntemi,
8. Karma üretim yöntemi olarak sıralanabilir.
Sonuç olarak, seçilen yöntemin gerektirdiği teknolojinin kullanımı ile verimliliğin de artması sağlanacaktır.
4. Altyapı sorunlun ve devlet katkısı: Mermer sanayinde altyapı sorunlarının eksikliği de önemli bir rol oynamaktadır. Altyapı gereksinimlerini genellikle ulaşım ve enerji gereksinimi olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Ocakların ve işletmelerin mevcut enerji kaynaklarına olan uzaklığından kaynaklanan sorunların işletmeci üzerine yüklenmemesi gerekmektedir. Bunun devlet tarafından sağlanması uygun olanıdır. Enerji sorunu işletmeci için bir engel oluşturmamalıdır. Makina ve ekipman kullanımı açısından bu son derece önemlidir.
Diğer altyapı sorunu olan ulaşım, ocaktan kesme fabrikalarına kadar olan kısmı içermektedir. Ocakları ve fabrikaları mevcut kara yollarına bağlayan yolların meydana getirilmesi ve bakımı oldukça pahalıdır. Ulaşım içerisinde diğer bir sorun da liman sorunudur. Bilindiği gibi mermer ihracatının büyük bir kısmı deniz yoluyla gerçekleştirilmektedir. Bunun için mermer ihracatçısı ülkelerin büyük kapasiteli limanlara sahip olmaları gerekmektedir. Devletin bu soruna da yeterli ilgiyi göstermesi gerekmektedir.
Devletin altyapı sorunları dışında bu sektöre verebileceği kalkılan şöyle sıralayabiliriz:
• Sanayicileri ve özellikle mermer ocağı işletmecilerini özendirecek teşvik tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Bu da düşük faizli ve uzun vadeli yatınm kredileri olarak söylenebilir.
• ihracatçı ve üretici firmalara sağlananan destek kredileri artırılmalıdır. Bu şekilde mermer sanayinin gerçek yükünü çeken üreticiler aracı ve komisyoncuların elinden kurtarılmalıdır.
• CİF teslimlerinde rekabete destek çıkılmalıdır, özellikle diğer ülkelere göre yüksek olan gemi kiralan ülkelerin coğrafi konumlan da göz önüne alınarak devlet tarafindan kısmen de olsa sübvanse edilmelidir.
• Dış rekabet sağlanmalıdır. Bu konuda, mümkün olduğu kadar uluslararası sergi ve fuarlara katılarak Türk mermerleri tanıtılmalı ve mermer sanayimizin gösterdiği aşama diğer ülkeler önünde sergilenmelidir.
• Sektörde uygulanan ve işletmeciye etkisi olan tüm bürokratik engellerin en aza indirilmesi gerekmektedir.
5. Pazarlama sorunları:
İsim birliği; Şu anda gerek Türk ve gerekse yabancı firmalar, aynı Türk mermerleri için değişik isimler kullanmaktadır. Bu da alıcıların isim belirlemesinde karışıklıklara yol açmaktadır.
Fiyat birliği: Üretici firmalar ile pazarlama şirketlerinin yeterli piyasa etüdü yapmadan
fiyat teklifi yapmalan piyasadaki istikrarın bozulmasına neden olmakta ve ciddi pazarlama
şirketlerini müşterilerine karşı zor durumda bırakmaktadır. Üretici kuruluşlar ile pazarlama
şirketlerinin ortak hareketleri bu sorunu ortadan kaldıracaktır.
örgütlenme eksikliği: Ülkemizde mermer sektörü yeni yeni örgütlenmektedir. Yalnızca
belli başlı bir kaç büyük Türk firması iç ve dış pazarlama ağını kurabilmiş ve ürünlerini
uluslararası alanda pazarlama olanağına erişmiştir. Sektör içinde bir örgütlenme sağlanırsa, orta
ve küçük işletmeler de ürünlerini kolayca pazarlayabilecek konuma gelebileceklerdir.
Kalite kontrolü: Firmaların kendi kuruluşlarında geliştirmeleri gereken en önemli birimlerden biri de kalite kontrol ünitesidir. Kalite kontrol işleminde aşağıdaki işlemler göz önünde bulundurulmalıdır:
1) Standart ölçülendirme kontrolü,
2) Cila kontrolü,
3) Sağlamlık kontrolü,
4) Yapısal kontrol,
5) Renk ayrımı,
Ambalaj: Alıcı ülkenin uzaklığı, nakliye şekli ve gideceği yerdeki yükleme-boşaltma koşullan göz önüne alınarak, ambalaj modeli ve yapılacağı malzeme seçilmelidir. Amaç sadece malın fabrikadan sağlam olarak çıkması değil, varış yerine sağlam olarak gitmesi olmalıdır.
Standardizasyon: Üretimi yapılan malların dış pazarda kullanılan ölçü ve normlara göre ayarlanması gerekmektedir. Böylece fire oranı en az indirilecek ve alıcıdan gelebilecek her türlü şikayet de ortadan kaldırılmış olacaktır.
Zamanlama: Alıcıya teslim süresi bildirilirken üretim kapasitesi ve karşılaşılabilecek diğer sorunlar da göz önüne alınmalıdır.
Pazarlama ve reklam: Günümüzde satış grafiklerini yükselten, karlılığını artıran şirketlerin basanlarının ardındaki gerçeğin bünyelerindeki pazarlama ve reklam birimlerinden kaynaklandığı gözlenmektedir. Mermer sektöründe de aynı biçimde pazar ve fiyat araştırması yapılması gerekmektedir.Hangi ülkelere hangi fiyat ve şartlarda mal satılabilir sorusuna yanıt aranmalıdır. Aynca mümkün olduğu kadar uluslararası fuarlara ve sergilere katılarak dış pazar koşulları yerinde incelenmelidir.
İseücü titizlisi. Bu da ancak sektörün amaçları için kurulmuş eğitim birimlerinden mezun olan kalifiye elemanlarla mümkün olabilecektir.
Yazıya hangi kelimelerden ulaşmışlar:
- delme kamalama yöntemi (1)
- granit iÅŸletme teÅŸvikleri (1)
- mermer cif ve fob (1)
- mermer dış pazar fiyatları (1)
- mermer iÅŸletmeciler (1)
Mermer orijini ve yapısal özellikleri
Åžubat 12, 2009
Kireçtaşı yatakları termik metamorfizma ile, yani intrusif volkanik kayaçlardan gelen ısı ile mermere dönüşürler. Safa yakın kireçtaşındaki kalsitin rekristalizasyonu ilk dokuyu bozar ve kayaç parlak beyaz mermere dönüşür. Tabakalar intrusif gövdeden uzakta, bir yana doğru eğimlenirler. Fakat yapısal deformasyon metamorfızmanın nedenini oluşturmaz.
Mermerlerin çoğu derinde depolanmış kireçtaşlarının üzerine etki eden kuvvetli doğrusal basıncın ve yüksek sıcaklığın, yani dinamotermik metamorfizmanın sonucunda oluşur. Kuvvetli dengelenmiş basıncın hareketi mermer yatakları ile diğer birlikte istiflenen tabakaların olduğu karmaşık kıvnmlanmalarda görülür. Tremolit ve diyopsit gibi yalnızca yoğun sıcaklık koşulları altında oluşan kayaçlarda bulunan aksesuar niteliğindeki silikat mineralleri uygun yüksek sıcaklığın bir göstergesidir. Mermerin dinamotermik oluşumun bir belirtisi olan şist ve gnayslarla birlikte oluştuğu da belirlenmiştir.
Yapılan çalışmalar sonucunda mermer yataklarının antiklinallerin tepe kısımlarında anormal incelme gösterdiği, senklinallerin çukur kısımlarında ise normalden daha kalın olduğu saptanmıştır.
Ocak duvarlarında ince bantlar halinde koyu minerallerin bulunması mermer yatakları içinde bir çok küçük kıvrımın oluştuğunun belirtisidir. Bu tür kıvrımlar asimetrik kıvrımlardır ve dik olan tarafları komşu oldukları büyük senklinallerin eksen bölgesiyle karşı karşıya gelecek şekilde konumlanmaktadır. Büyük ve hep aynı büyüklükteki bloklar ancak bu tür kıvrımların eksen bölgelerinden çıkarılır.
Mermerde de granitte olduğu gibi yatay yönde kaya genişlemesi ancak kanallar yoluyla yanal hareketlenme sonucunda gerçekleşir. Eğer kayacın elastisitesi limiti aşarsa kırılmalar oluşur. Dikey genişleme mermerde levha yapısı gelişmemesine rağmen tahminen ocaktan blokların uzaklaştırılması ile olmaktadır. Mermer masif olmadığı ve tabakalanma şeklinde oluştuğu için levha yapısı gelişmemiştir.
Eklemler mermer yataklarında oldukça sık görülen yapılardır. Yaklaşık olarak birbirine dik iki sistemin olduğu yerlerde ocaklar duvarlarıyla birlikte eklemlere paralel olarak gelişirler ve bu durumda blokların alınması kolaylaşır.
Mermerde yarılma ve bölünme basitçe en kolay bölünme yönü olarak tanımlanır. Genellikle yataklanmaya parelleldir ve basınç etkisiyle kristallerin uzamasından meydana gelir. Bu durum mika ve grafit gibi yassı minerallerin veya aktinolit mineralinin iğne şeklindeki kristallerinin olmasından kaynaklanmaktadır. Yarılma ve bölünme mermer ocak işletmelerinde çok önemlidir.
Yazıya hangi kelimelerden ulaşmışlar:
- mermerlerin özellikleri (1)
- traverten ozellikleri (1)
Mermer işleme tesislerinde mermer türü - su ilişkisi
Åžubat 9, 2009
Ülkemiz açısından önemli bir endüstriyel hammadde olan mermer günümüzde sayıları hızla artan mermer işleme tesislerinde yarı mamul ve mamul hale getirilmekte, iç ve dış pazarlarda pazarlanmaktadır. Mermer işleme tesislerinde mermerin optimum teknik koşullarda üretimi ile özellkle dış sektörde rekabet gücümüz artabilecektir. Bilindiği üzere işleme sırasında soket ve abrasiv giderleri işletme operasyon giderleri arasında önemli bir girdiyi oluşturmaktadır. Bundada birinci derecede etkili olan mermer türüsu ilişkisidir. Bu çalışmada mermer türüsu ilişkisi işletme tecrübeleriyle elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir.
1. GİRİŞ
Mermer işleme tesislerinde karşılaşılan
problemlerin başında soket ve abrasiv giderlerinin fazlalığı ile zaman zaman makinaların
normalin üzerinde yüke binmeleri sonucu tamir
bakım giderlerinin yüksek olması gelmektedir.
Bu olumsuzluklara neden olan faktörlerin başında mermer türüsu ilişkisi gelir. Makine amperajının yükselmesi, makina ömrünü ve bağlı
aparatlarının kullanım sürelerini azaltır; anlık
arızalara neden olarak zaman zaman üretimde
aksamalara neden olabilmektedir. Genellikle
mermer işleme tesislerinde gözlenen kullanılan
Makine kataloglarında belirtilen su debisinin
sağlanması yönünde çalışmaların
yürütüldüğüdür. Temelde doğru olan bu yaklaşım işlenen mermer türü değiştikçe debi miktarlarında birtakım değişikliklerin yapılmasını
zorunlu kılmaktadır. Çoğunlukla kataloglarda gerçek mermerler için verilen su miktarlan değerleri traverten ve mikritik kireçtaşları için optimum debi miktarlarmı vermemekte ve fazla su tüketimine yol açarak maliyeti arttıran önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.
2. MERMER TÜRLERİNE GÖRE SU TÜKETİM MİKTARI ve SOKETLER
Bilindiği üzere doğal taşlar oluşumları ve özellikleri bakımından farklılıklar içermektedir. Doğal taşlar, yapılarda ve dekorasyonda geniş kullanım bulduğundan mermer dışında bazı kayaçlar da mermer olarak adlandırılmaktadır. Genel olarak mermer olarak isimlendirilen kayaçlar dört ana grupta toplanmaktadır. Bunlar,
- Gerçek Mermerler,
- Kritalize Kireçtaşları (Mikritik Mermerler),
- Traverten ve Oniksler,
- Magmatik Kökenli Sert Taşlar.
Bu çalışmada işleme tesislerinin yapısı ve ortak özellikleri dikkate alınarak özellikle gerçek mermerler, mikritik mermerler ve traverten ile işletme makina ekipmanlarında kullanılan su miktarı arasındaki ilişki ve bunun işletmeye etkisi ele alınmıştır.
2.1. Traverten - Su -Soket İlişkisi
Traverten oluşum bakımından ve sahip olduğu fiziksel özelliklerin farkh olması nedeniyle işleme koşulları açısmdanda farklüık arz etmektedir. Travertenin sertliği gerçek mermere göre daha azdır, poröz bir yapısı olması nedeniyle birim hacim ağırhğı gerçek mermere göre daha düşüktür. Özellikle bu iki özellik nedeniyle traverten blokların kesilmesinde su miktannın düşürülmemesi durumunda soketlerin sürtünme katsayısı düşer ve makinanın amperajı yükselir. Bunu yenmek için makinaya aşırı hız vermek çözüm gibi görülse de, uygulamada testere balansları ve kesim doğrultuları sapmaktadır. Bu ise kesilen strip ve plakaların standart ölçüleri dışına çıkmasma neden olmakta ayrıca elektrik yüküne dayalı yüksek kesim hızı durumunda, testere ve lamalarm traverten blok içerisindeki boşluk kenarlarıyla 90° lik ya da dike yakın bir açıyla teması durumunda soketlerin dağılması sonucunu doğurmaktadır. Daha da kötüsü çevrede bulunan ekipman ve armatürlere, hatta çalışanlann sağlığma zarar verebilir. Buna karşılık yapılan uygulamalarda gerçek mermer blokların kesilmesinde uygulanan su debisinin traverten işlenmesinde 1/3 oranında azaltılması (çalışma su basınçmın düşmemesi şartıyla), durumunda testere ve lamalann kullanım süreci artmakta, makinaların mormal elektrik yüküyle çalışmasını sağlamaktadır. Bunun sonucunda
kesim hızı ve kalitesi artmaktadır. Ayrıca su problemi olan büyük tesisler için bu tasarruf göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşabilmektedir.
2.2. Mikritik Kireçtaşları - Su - Soket İlişkisi
Mikritik kireçtaşlarında (genellikle bej olarak bilinen mermerler) ise durum travertensu ilişkisinin tam tersidir; fakat sonuç olarak ortaya çıkan olumsuzluklar benzerlik gösterir. Mikritik kireçtaşlarının kesilmesi sırasında makinaların (S/T ve katraklar) bayıldığı, testerelerin bağırdığı, strip ve plaka ölçülerinin kaçtığı gözlemlenir. Genellikle böyle bir durumda makina hızları düşürülür ya da sert taş testereleri makine üzerindeki testerelerle değiştirilir. Fakat değişikliklere rağmen makinanın normal elektrik yükünü bulması sağlansa da strip ve plakalardaki ölçü kaymaları önlenemez. Mikritik kireçtaşlarının diğer mermerlere göre daha yüksek oranda süreksizlik ve kalsitten daha sert yabancı oluşumlar içermesi bu olumsuzlakları arttırmaktadır. Ancak daha önemlisi ve çoğu üreticinin ve teknik kişilerin gözünden kaçan önemli bir faktör; mikritik kireçtaşlannın bünyelerinde yer alan killerdir. Bu olumsuz durum mikritik mermerlerdeki bu yapıyla benzerlik gösteren killi, özellikle talk içeren gerçek mermerler için de geçerlidir.
Mikritik kireçtaşlarının oluşumundan gelen killer ve killi malzemeler soketleri sıvarlar. Sıvanmış soketler özellikle dairesel testerelerin kesim gücünü düşürür. Bu durumda mikritik mermerlerde, traverten blokların kesilmesinde karşılaşılan amperajm yükselmesi, kesim hızının düşmesi ve kesim hatalarının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Böyle bir durumda makine kesim hızının düşürülmesi, testere ya da lamaların değiştirilmesi uygun ve sonuç olarak tam bir kesinlik sağlamaz. Mikritik mermerlerde bu olumsuzluklar su ile çözümlenebilir. Gerçek mermerlerin kesiminde belirlenen su debisini en az 1/3 oranında arttırmak ve sistemin kaldırabileceği maksimum su basmcını kesim sırasmda testere yüzeyinin her tarafına homojen olarak sağlanması; soketlerin sıvanmasını engelleyecek ve normal kesimi sağlayacaktır.
Mikritik kireçtaşların kesilmesinde izlenmesi gereken su debisi ve basmcın arttırılması belli bir mali yük getirirse de, bu değer makine ve bağlı parçaların uğrayacağı zarar ile kısmi ya da tamamen üretim standardmın uğrayacağı düzensizlik ile karşılaştırıldığında ihmal edilebilir.
3. ABRASİV - SU İLİŞKİSİ
Cila kalitesinde su kadar önemli olan ve polisaj işlemi sırasmda silim kafalarının sahip olması gereken basmç miktarlarınm mermer tür-lerine uygun olarak verildiği kabul edilirse; gerçek mermerlerde cila sürecinde 80 numaraya kadar olan seride (80 numara da dahil olmak üzere) maksimum su debisi ve basıncı polisaj ünitelerine uygulanmalıdır. Böylece bu serideki abrasivlerin yanması, kırılması ve mermerde cila sonrası da kaybolmayan abrasiv izleri ile sürtünme sonrası oluşan partiküllerin yüzeyden kolayca uzaklaş-ması sağlanarak derin çiziklerin oluşması önlenir. 80-240 numaralı abrasiv kafalarına verilen su ilk bölüme oranla 1/5 oranmda azaltılmalıdır. Ancak su basıncının 2.5-3 atü altına inmesine hiç bir zaman izin verilmemelidir. 220-800 serilerindeki su miktarı ilk seriye göre 1/4 oranında azaltıl-malıdır. Cila taşlan olarak bilinen daha büyük numaralardaki su debisi ilk serinin yarısı olmalıdır. Çünkü aşındırıcı tane boyutunun iyice küçülmüş olması sürtünme katsayısmı da mini-mum seviyeye indirir. Bu nedenledir ki verilen her fazla su miktarı sürtünrneyi iyice düşürür,
kaymaya neden olur. Aynca cila taşları içerisinde yer alan magnezyum oksit, sodyum klorit, mag-nezyum klorit çözeltisi ve polyester reçinesi gibi benzer diğer kimyasal maddelerin mermer yüzeyinde kalma süresi azalır; cila kalitesini düşürür. Genellikle bu işlem sonucunda mermer üzerinde cila taşı renginde ince bir film oluşur. Bu bir sorun oluşturmaz; cila çıkışmda mermer yıka-narak kolayca temizlenir.
Mermer türü-su ilişkisinin soket ömür-leriyle olan bağlantısı, abrasivlerle de benzerlik gösterir. Mermer türlerine göre soketler için maki-nalarda izlenmesi gereken su debisinin kontrolu, aynı şekilde abrasivlerde de izlenmelidir. Böylelikle mermerlerdeki yanık engellenecek ve cila kalitesi artacaktır.
4. SONUÇ
Mermer fabrikalarında ve diğer işleme tesislerinde mermerin türüne bağlı olarak sisteme su verilmelidir. İyi ayarlanmış su debisinin ekonomik olacağı, zaman ve malzeme kayıplarmı engelleyeceği gibi, işlenen mermerin satım gücünü olumlu yönde etkileyecek ve iş akışını rahatlatacaktır.
Yazıya hangi kelimelerden ulaşmışlar:
- sert mermer türü (6)
- mikritik (4)
- mikritik kireçtaşı (4)
- yanık granit (3)
- mikritik kireçtaşı nedir (2)
- kireçtaşı ve traverten arasındaki farklar (2)
- polyester ve mermer iliÅŸkileri (2)
- mermer abrasivleri (2)
- mermer isleme (2)
- mermerin sürtünme katsayısı (2)
Mermer Yapıtlı Tarihi Eserlerde Yüzeysel Aşınma Dinamiği
Åžubat 3, 2009
1. GiriÅŸ
Anadolu, tarih boyunca birçok medeniyet ve kültürlere ev sahipliÄŸi yapmıştır. Bu nedenle yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde, bu medeniyet ve kültürlere ait günümüze kadar gelmiÅŸ birçok tarihi yapıtlar bulunmaktadır. Gerek iÅŸlenmesindeki kolaylıklar ve gerekse yüksek dekoratif özelliÄŸi sebebiyle, bu tarihi yapıt ve eserlerde mermer kullammı oldukça yaygın olarak görülmektedir. BilindiÄŸi gibi mermer strüktürel yapı itibariyle kalsiyum karbonat kökenli bir kayaçtır. Kimyasal bileÅŸimi itibariyle %90′dan fazlası CaCO3 dan oluÅŸmuÅŸ olup, az miktarda MgCO3 içermektedir. Kuvars, demir, manganez, kil ve organik maddeler, bünyede safsızlıkları oluÅŸtururlar ve bünyesindeki MgCO3 bileÅŸimi artarsa, bünyesel yapısı deÄŸiÅŸim arz eder ve dolomitik yapı oluÅŸturur. BileÅŸimine giren yabancı maddelere göre çeÅŸitli renklerde bulunabilmektedirler ve yapısal dayammma etken parametre rolü oynarlar. Mermerdeki sarı ve kırmızı renk, demiroksit; siyah ve mor renk, manganoksit; gri ve siyah tonlar ise organik maddelerden oluÅŸur. OluÅŸum ÅŸartlarma göre, bünyelerinde organizma ve fosil türlerini içerebilirler. Bünyelerinde bulundurduÄŸu bu tarz organizma ve fosil içerikleri, mermerin uzun dönem kullanım ömrüne dayanım açısmdan, bozunma ve ayrışma olgusu açısından önemli bileÅŸenleri oluÅŸturmaktadır. Bu içeriklerin oranı arttıkça, mermerin dayanımı kullanıldığı ortamın fızikokimyasal ÅŸartlara bağımlı olarak azalmaktadır.
Kimyasal bileşim özlliklerinin yanı sıra, mermerler strüktür yapıda fıziksel olarak gözenekli bir yapıya sahip olabilmektedirler. Mermerde gözenekliliğin artması, mermerin sanat eserlerinde uzun zaman sürecinde kullanımı için arzu edilen bir özellik değüdir. Aynca, strüktür yapısmm ince ve/veya iri kristalli mineral bileşiklerinden oluşması da sanat eserlerinde kullanıma direkt etkili olan bir faktör olarak tanımlanabilmektedir. Genelde ince kristal yapısına sahip mermerlerde, gözenekliliğin düşük olmasma bağımlı olarak, dayanım olgusunun daha iyi olduğu, sanat eserleri için arzu edilen bir kıstası oluşturmaktadır. Ancak, yukarıda ifade edilen tüm bu özellikleri kapsayan mermerlerin, sanat eserlerinde farklı amaçlarla kullanımında, oluşturulan sanat eserinin dış ortam ve/veya iç ortamda (kapalı mekanlarda) çevre etkileşimleri ile bozunmaya uğrayıp aşmması gibi olgularla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu olgulara genelde, mermerden yapılmış kaplama ve yapı elemanlan, döşeme elemanları, sütun, büst, dikili taş, tezyinath taç kapı taşı ve kitabelerin kazındığı meraıer taşı gibi uygulamalarda rastlanılmaktadır. Özellikle, plastik sanatlar alamnda kullanılmış ve tarihi değer taşıyan bu yapıtlarda, malzemenin günümüze kadar bozunmaya uğramadan korunarak gelebilmiş olması, hem tarihi geçmişteki kültür anlayışı, hem de yapıtın üzerinde taşıdığı birtakım tarihi belgelerden yararlanarak, geçmiş dönemler ile ilgili yazılı bilgi toplanmasına büyük ışık tutmaktadır. Ancak, ne var ki günümüzde tarihi eser olarak kullamlmış birçok doğal taşlarda zamana bağımlı olarak eskime ve dökülmeler olduğu gözlenmekte ve bu eserler üzerinde mevcut olarak bulunan tarihi vesikalar yok olmaktadır. Bu olgu teknik olarak incelendiğinde, kullanılan malzemenin strüktür yapısı ve içinde bulunduğu atmosferik ortam koşullarmda fizikokimyasal etkilerle zamana bağımlı yüzeysel aşınma ve eskimeler sonucu oluştuğu belirlenmektedir.
Bu makalede, farklı amaçlarla mermerin yapıt olarak kullanılmış eserlerde fizikokimyasal etkiler sonucu oluşan yüzeysel aşınma dinamiği ve malzeme yapısında görülen eskimebozunma karakteristiği irdelenmiş olup, Isparta ve yöresinde bulunan farklı dönemlere ait eserlerin deneysel ve gözlemsel inceleme bulguları sunulmaktadır.
2. Mermerlerde çevre etkenlerine bağımlı yüzeysel aşınma dinamiği
Geçmişten günümüze kadar varhğını ve sanatsal özelliklerini koruyarak, gelebilmiş olan mermer yapıtlı tarihi eserler, kullanım yerlerinde, fıziksel, mekanik, kimyasal ve çeşitli çevresel etkileşimlere maruz kalmışlardır. Kullanım yeri itibariyle, bu malzemelerin fızikokimyasai yapısmda birtakım bozunmalar oluşmuş ve bu bozunmaları doğrudan etkileyen faktörlerin başında; mekanik deformasyonlar, aşınma, ısısal etkiler, su ve nem etkileri, güneş ve atmosferik etkiler, sıcak soğuk ortam şartları gibi durumlar sayılabilmektedir. Bu etkiler sonucu, mermerin strüktürel yapısında ve yüzeyinde, gerek mekanik karakteristiğinin zayıflaması ve gerekse fızikokimyasal karakteristiğinde önemli boyutlarda değişimler gözlenebilmektedir. Bu olgular, tarihi eserlerde kullanılmış ve/veya kullanılacak doğal kayaçlarda, arzu edilmeyen oluşumlardır. Genelde bu olgu, uzun bir süre alabilmekte ve gözle görünür bir değişim bazen birkaç sene sürebilmektedir. Ancak, üzerinde önemle durulması gereken, malzemenin içinde bulunduğu çevresel şartlar ve farklı atmosferik ortamların oluşması sonucunda ortaya çıkacak malzemedeki aşınma ve bozunma miktarı, malzemenin kullanım ömrünün tanımlanması ve malzeme yüzeyinde bulunan tarihi belge niteliği taşıyan kazıntılarm veya işlemlerin ne ölçülerde zarar görebileceği gibi hususlar dikkatle incelenerek, irdelenmelidir. Günümüzde, ne yazık ki bu tarz inceleme faaliyetleri ve bulgusal yaklaşımlar henüz arzu edilen sevilere ulaşamamıştır. Bu konudaki bilgi ve teknoloji eksikliği, konu üzerinde yapılacak yoğun deneysel araştırma ve incelemelerle giderilebilecektir. Deneysel bulgulann irdelenmesi ile, yeni, pratik ve uygulanabilir özelliklerde birtakım modellemeler tanımlanmalıdır.
Bu çalışma kapsamında, mermer olarak kullanılan tarihi eserlerde görülen fızikoktimyasal etkileşimler deneysel bulgularla irdelenmiş ve mermerin bozunmaayrışma ve eskime karakteristiği teorik ve gözlemsel olarak ayrı ayn incelenmiştir. İnceleme bulgularma göre elde edilen yaklaşımlar aşağıda detay olarak verilmiştir.
Mermer yapıtlı sanat eserleri, çoğunlukla farkh açık hava etkilerine maruz kalmaktadırlar. Kimyasal bileşim itibariyle CaO, MgO, SiO2, A12O3, Fe2O3, Na2O, TiO2, P2Û5 vb. bileşenleri içerebilen mermer türleri, değişen atmosfer şartlarında oluşabilen asidik ve/veya bazik ortamlarda kalabilmektedirler. Asitlerin doğrudan doğruya malzeme üzerine etkisi genellikle yüzeysel eritmeye yönelik olarak karşımıza çıkmaktadır. Genelde bilinen, plastik malzemelerden PVC, melamin, üre, teflon ve epoksi dışındaki tüm malzemeler üzerinde, asitlerin etkileri vardır. Cam ve porselende yalnızca HF asidinin etkisi söz konusudur. Metallerden ise %58 Ni, %17 Mo, %14 Cr, %5 W ve %6 Fe olan Hastellov-C alaşımı ve platin hariç diğerleri üzerinde de asitlerin önemli etkileri vardır (Kocataşkın, 1976).
Şehir atmosferi üzerinde evlerin ve fabrikaların bacalarmdan, otomobillerin ekzoslarından çok miktarda C02 ve SOX gazı kanşmaktadır. Bu gazların yağmurlu ve sisli havalarda H2CO3 ve H2SO4 şeklinde asit haline geçerek bilhassa binaların dış kaplamalarında kullanılan malzeme üzerine zararlı bir şekilde etkiler. Bu etkileşime genelde asit yağmuru etkisi adı verilmektedir. Bu tür asitlerin kalsiyum karbonat esaslı malzemeler üzerinde eritici ve parçalayıcı etkisi vardır. Bu ve benzeri ortamlarda, mermerler fiziksel olarak yüzey konumlanndan değişinıe uğrayabilmekte ve yapısal olarak da biinye bileşenlerinde bozunma görülebilmektedir. Bunun tabii bir sonucıı olarak da mermerde renk ve desen bozulması, dayanımımn düşmesi ve yüzey aşınma karakteristiğinin zayıflaması gibi olgular meydana gelebilmektedir. Bu etkileşim dinamik olarak incelendiğinde; CO2, asidik bir oksittir. Yağmur suyundaki asitliğin büyük bir kısmı karbonik asidin birinci iyonlaşmasından ileri gelmektedir. Atmosferde doğal kısmi basıncı 0.00035 atm. olan CO2 ile dengede olan yağmur suyunun pH değeri 5.6 dolayındadır. Diğer taraftan, N2O2 gök gürültüsü ile meydana gelen yağışlarda, havanın N2 ve O2 bileşenlerinin birleşmesiyle oluşur. Oluşan NO daha sonra yükseltgenerek NO2 verir. Bu da H2O ile tepkime vererek nitrik asit meydana getirir. Bu reaksiyon :
3NO2 + H2O > 2HNO3 + NO
dengesi ile sağlanmaktadır. Bu şekilde doğal olarak meydana gelen nitrik asit de yağmur suyunun asitliğine katkıda bulunmaktadır. Hava kirliliğinin çok olduğu bölgelerde, HNO3 ün asit yağmuruna katkısı 1/4 oranında olabilmektedir. Hava kiıiiliğine etki eden diğer bir faktörde, kükürt yüzdesi yüksek kömürlerin, yakıt olarak kullanılmasıdır. Bu gibi bölgelerde de atmosfere salman SO2 çeşitli kimyasal etkileşimler sonucu SO3 bileşiği haline dönüşür. SO3 ise sülfürik asidin anhidri durumundadır. Sülfürik asidin, asit yağmuruna katkısı 1/2 olarak kabul edilmektedir. Bu asit oluşumlarınm, mermer yapıtları üzerindeki etkilerini şu reaksiyon tepkimeleri ile göstermek mümkündür:
H2CO3 + CaCO3 > Ca(HCO3)2 H2SO4 + CaCO3 + H2O >Â CaSO4 2H2O + CO2
Karbonik asit reaksiyonunu gösteren birinci denklem, suda erimez bir malzeme olan kalsiyum karbonatın, suda erir bir malzeme olan kalsiyum bikarbonat haline geçtiÄŸini göstermektedir. Bu ÅŸekilde suda erir hale geçen dış yüzler, sular tarafından eritilip götürülünce, malzeme eskimeye baÅŸlar. Sülfürik asit reaksiyonu ise, kalsiyum karbonatın alçıtaşı ÅŸekline geçtiÄŸini ve iki mol su alarak kristalleÅŸtiÄŸini göstermektedir. Bu olayda meydana gelen, hacim geniÅŸlemesi ve yüzeyde malzemeyi parçalar ve eskimesine yol açmaktadır. Asit yaÄŸmurunun bazı etkileri ÅŸehirlerde, özellikle heykeller, anıtlar ve mermerden yapılmış eserlerin dış yüzeylerinde açıkça görülebilmektedir. ÖrneÄŸin, Hindistan’da bulunan Taç Mahal, çevredeki çevre kirletici fabrkalardan dolayı meydana gelen asit yaÄŸmuru ile tahrip olma noktasına gelmiÅŸtir. Bu, 350 yıllık sanat eseri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bu ve benzeri örnekleri çoÄŸaltmak mümkündür. Günümüzde antik kentlerin, tarihi eserlerin yoÄŸun olarak bulunduÄŸu bölgelerin yakınlarında böylesi geniÅŸ yayılımlı yerleÅŸim bölgeleri ve organize sanayi bölgelerinin bulunduÄŸu yerlerdeki sanat eserlerinde bu tarz oluÅŸumlardan kaçmmak mümkün deÄŸildir. Bu bakımdan, sanat eserlerinin korunabilmesi bu hususlara dikkat çekmekte fayda vardır. Ayrıca, karşılaşılan asit veya bazların bağıl kuvvetlerinin ne ölçülerde deÄŸiÅŸebileceÄŸinin araÅŸtırılması gerekli olmaktadır.
Yazıya hangi kelimelerden ulaşmışlar:
- asit yağmurlarının tarihi eserler üzerindeki etkisi (32)
- asit yağmurlarının tarihi eserlere etkisi (12)
- asit yağmurlarının tarihi eserlere zararları (6)
- mermer asidi (5)
- yüzeysel sanatlar (4)
- mermer eritici (4)
- mermer döşeme elemanları (4)
- asitle mermerin etkileÅŸimi (3)
- so3 bileÅŸiÄŸi (3)
- mermer yapıtlı tarihi eserlerde yüzeysel aşınma dinamiği (2)
Sert yapı taşları
Åžubat 1, 2009
Yerkabuğundan çıkarılıp, doğrudan veya işlenerek çeşitli amaçlarla kullanılan doğal taşlara YAPI TAŞLARI adı verilir. Doğal öz kaynaklara sahip olmak, onları verimli ve etkin biçimcle değerlendirmek, ülkelerin kalkınmasında ve ülkelerarası saygınlıkta en önemli öğedir.
Bu açıdan ele alınclığında ülkemizin zengin doÄŸal taÅŸ yataklarma sahip olduÄŸu görülür. Bu taÅŸların Anadolu’daki medeniyetler tarafından kullanıldığı ve günümüze kadar gelen görkemli eserlerin yapıldığı bilinmektedir.
Parlatılarak kullanılan yapı taşlarına genel anlamda MERMER adı verilir. Mermerin iki ayrı tanımı vardır.
1- Endüstriyel tanım
2- Bilimsel tanım
25 Haziran 1987 tarihinde yayınlanan 3382 sayılı maden yasasında belirtildiği gibi kesilip parlatılabilen ve ekonomik değeri olan her türlü taş endüstriyel anlamda mermerdir. Bu tanıma göre; kireçtaşı - traverten - bilimsel anlamdaki mermerlerin yanısıra granit-serpantinit - siyenit - diyabaz gibi mağmatik ve birçok tortul kayaç, metamorfik kökenli gnays ve migmatitler mermer olarak kabul edilir.
Bilimsel olarak ise; kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşlarının ısı ve basınç altında yeniden kristalleşmesi ile oluşan başkalaşım kayaçlaırına MERMER adı verilir.
YAPI TAÅžLARININ SINIFLANDIRILMASI
Yapı taşları kullanımlarına, sertliklerine ve kökenlerine göre ayrı ayrı sınıflandırılır.
A- KULLANIMLARINA GÖRE;
- Parlatılarak kullanılanlar
- Parlatılmadan kullanılanlar
Yapı taşlarının bir kısmı parlatılarak kullanıldığı gibi bir kısmı da parlatılmadan kullanılmaktadır. Bunların başlıcaları; yol, park ve bahçelerde kullanılan granit - bazalt - andezit parke taşları, şömine ve barbekü yapımında tüf - tüfit-marnlar ve değişik amaçlı kullanılan şist ve benzeri kayrak taşlarıdır.
B- SERTLİKLERİNE GÖRE:
- Yumuşak taşlar (gerçek mermeıier - rekristalize kçt. travertenler)
- Sert taÅŸlar (serpantinit - diyabaz - granit - migmatit..)
Yapı taÅŸlarının sertliÄŸi, kayaçların minerolojik ve kimyasal bileÅŸimlerine baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸir. Genellikle (CO’Vle mineralleri (Kalsit, dolomit v.b) içeren kayaçlar yumuÅŸak, silikat minerallerinden (kuvars, feldispat, epidot, amfibol, pi-roksen v.b) yapılı kayaçlar ise serl gruba dahildir. Kayaçların sertliÄŸi blok üretiminden, mamul ürün hale getirilinceye kadar uygulanan yöntem ve malzemelerin deÄŸiÅŸimine neden olur.
C- KÖKENLERİNE GÖRE:
- Metamorfik kökenli
- Sedimanter kökenli
- Magmatik kökenli yapı taşları olarak sınıflandırılabilir.
Sedimanter kökenli yapı taşları, tortullaşmanın çeşitli yolları ile oluşmuş, kırıntılı (kumtaşı)-organik (kireçtaşı) ve kimyasal (rekristalize kireçtaşı, onix, traverten) kökenli kayaçlardır.
Metamorfik kökenli yapı taşları ise kayaçların ısı ve basınç altında kalarak başkalaşması yolu ile oluşur. Şistler - gnayslar ve bilimsel anlamdaki gerçek mermerler bu gruba dahildir.
Mağmatik kökenli yapı taşları, mağmanın yerkabuğu içine sokulması, yükselmesi veya yüzeye çıkması ile oluşur. Granit - gabro - diyabaz - bazalt bu gruba örnek verilebilir.
Halk arasında ve mermer sektörünün birçok kesiminde kesilip parlatılabilen her cins taÅŸa yaygın olarak “MERMER” denilmektedir. GRANİT ise piyasa tanımıyla; mermerden daha sert olan her türlü doÄŸal taÅŸa verilen ortak isimdir.
Yazıya hangi kelimelerden ulaşmışlar:
- diyabaz fiyatları (2)
- gabro granit mermer co (2)
- hazine sert taÅŸlar (1)
- mağmatik yapı taşları (1)
- metamorfik kokenli mermerler (1)
- sertliklerine göre kayaçlar (1)
- sertliklerine göre taşlar (1)
Şirketimiz ve mermer sektörü
Eylül 26, 2008
Mermercilik son yıllarda farkına varılmaya çalışılan, gelişen ülkemizde kullanım alışkanlığı ve yaygınlığı artan konumdadır.
Türk mermerinin içerde ve dışarıda tanınmasıyla mimaride estetik ve tabii malzeme olarak kıymeti kavranmıştır. Turistik tesislerde çevre tanzimi,şehirlerde peyzaj mimari anıt ve süslemecilikte kullanımıyla estetik kazandırmaktadır. Mermer yekpare kullanıldığı gibi bakır, alüminyum, metal, ahşap çini, mozaik ve çelikle kullanımı sonucunda değişik şekilde de kullanıldığı yere otantik görünüş sağlamaktadır.
Yontu Mermer’in amacı sizlere en iyi ürün ile en iyi hizmeti sunmaktır.
Yontu Mermer, İnkılap Mahallesi, Fatih Sultan Mehmet Caddesi, Mehtap Sokak, No: 17  Ümraniye/İstanbul’da
Telefonlarımız: 0216 632 31 65 - 0216 631 74 20
Åžirket yetkilisi: Kemal MAKAS




Son Yorumlar